Özet Amaç: Bu araştırma, yaralanan çocukların ailelerinin olası kaza riskleri ve kazaları önleme konularında bilgi ve davranışlarını belirlemek, ardından bireysel güvenlik danışmanlığı sunabilmek amacıyla yürütüldü. Gereç ve Yöntem: Travma ve Acil Cerrahi Birimi’ne yaralanma nedeniyle başvuran 0-14 yaş grubu çocuklar ve aileleri (Grup 1), Genel Pediatri Bilim Dalı Polikliniği’nde izlenen, olgu grubu ile aynı yaşta ve cinste kontrol grubu (Grup 2) ile görüşülerek, anket aracılığıyla veri toplandı. Risk taşıyan durumlara yönelik danışmanlık yapıldı. Bulgular: Anne-babaların yaşlarının küçük, eğitim düzeylerinin düşük olması, geniş ailede yaşamak, ilk çocuk olmak, sağlık güvencesinin olmayışı yaralanmaya yol açan başlıca risk etkenleri olarak belirlendi. Grup 1’de ailelerin korunmaya yönelik bilgi ve tutumlarının anlamlı ölçüde yetersiz olduğu gözlendi (p<0,001). Kontrol grubunda daha fazla sayıda aile, yaralanmaların önlenmesi konusunda bilgilenmişti (p<0,001). Grup 2’de daha çok sayıda aile, yaralanmaların önlenebileceği düşüncesini taşımaktaydı (p<0,001). Çıkarımlar: Yaralanma risklerini belirleyen başlıca etmen, ailenin eğitim düzeyi ile kazalardan korunma bilincidir. Sağlık kuruluşlarında, yaralanma kontrolü ile ilgili temel eğitim ve danışmanlık, korunmayı sağlayan en önemli etkendir. (Türk Ped Arş 2008; 43: 127-34) Anahtar kelimeler: Aile, çocuk, davranış, güvenlik danışmanlığı, kaza, yaralanma kontrolü
Summary Aim: This study was conducted to determine the knowledge and attitudes of mothers of injured children on potential risks of injury and injury prevention followed by individual safety counseling. Material and Method: The data were collected by a questionnaire from children between 0 and 14 years of age admitted to The Trauma and Emergency Surgery Unit with acute injury, and their families (Grup 1), and children with the same age and sex, followed at The Outpatient Clinic, Department of Pediatrics (Grup 2). Safety counseling was given for risky situations. Results: Very young parents, low socioeconomical level, large family type, to be the first child, were determined as the main factors leading injury. Knowledge about and prevention awareness of injuries were significantly low among the families of injured children (p< 0.001). In Grup 2, more families had information on injury prevention (p< 0.001). Higher number of families consider injuries preventable in Grup 2 (p< 0.001). Conclusions: Education level and prevention awareness are the main factors determining risks of injury. Basic education and counseling at health care centers are the most important factors for injury prevention. (Turk Arch Ped 2008; 43: 127-34) Key words: Accident, behaviour, child, family, injury control, safety counseling
Giriş
Kaza/yaralanma olgusu toplum sağlığının göstergelerindendir. Yaralanma kontrolü (Injury Prevention) alanında çalışan uzmanlar kaza (accident) sözcüğünü yaralanma (injury) sözcüğü ile değiştirip “yaralanma riskinin azaltılması” düşüncesini geliştirmişlerdir. Yaralanmalar, rastlantısal olgular olmayıp, ayırt edilebilen risk etkenleri ile belirlenen öngörülebilir biçimlerde oluşurlar (1). Çocuk hekimleri tarafından yapılan eğitim çabalarının, diğer yöntemlerle birleştirildiğinde yaralanmaların önlenmesinde fark yarattığı ileri sürülmektedir (2). Özellikle okul öncesi çağı çocuklarının yaralanma risklerini belirleyen başlıca etken, ailelerin/annelerin eğitim düzeyleri ile yaralanma risklerini algılama düzeyleridir (3). Bu araştırma, yaralanan çocuklarla ailelerinin özelliklerini, bilgi ve yaklaşımlarını belirlemek, aynı anda bireysel güvenlik danışmanlığı sunabilmek amacıyla yürütüldü.
Gereç ve Yöntem
Araştırmanın örneklemini, Travma ve Acil Cerrahi Birimi’ne yaralanma nedeniyle başvuran 0-14 yaş grubu çocuklardan rastlantısal örneklem yöntemi ile seçilen 100 çocuk ve ailesi (Grup 1) ile aynı Fakültenin Genel Pediatri Bilim Dalı Polikliniği’nde ayaktan izlenen, daha önce, yaralanma nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurmamış, olgu grubu ile aynı yaşta ve cinste 100 çocuk (Grup 2) oluşturdu. İstismar, özkıyım, iş kazası, annesinde psikiyatrik tedavi öyküsü bulunan çocuklar, zehirlenme, yabancı cisim aspirasyonu olguları çalışma kapsamı dışında tutuldu. Her iki grupta da ailelerden sözlü onay alınarak, 33 soruyu içeren bilgi formu (anket) aracılığıyla çocuk ve aileye ait veri toplandı. Anket formları, çocukların anne-babaları ile yüzyüze görüşme tekniği kullanılarak dolduruldu. Form, üç bölümden oluşuyordu. Birinci bölümde, çocuğa ait bilgiler (yaş, cins, yaralanmanın tipi, önceki yaralanmalar, yaralananın kaçıncı çocuk olduğu), ikinci bölümde aile bireylerine ait bilgiler (aile bireyleri arasında kazaya bağlı ölen ya da engelli yaşayan olup olmadığı, anne-babanın yaşları, öğrenim durumları, meslekleri, sosyal güvence durumları, evde yaşayan birey sayısı, çocuk sayısı), üçüncü bölümde anne-babaların kazalar konusunda bilgilerini ve tutumlarını ölçen sorular yer alıyordu. Ayrıca, anketteki son soru ile ailelerin çocuklarını kazalardan koruyabilmelerine yönelik önerilerde bulunmaları istendi. Çalışma sırasında belirlenen risklere yönelik güvenlik danışmanlığı, ev kazaları risklerini betimleyen bir çizim kullanılarak yapıldı (4). Veriler SPSS programı ile c2 ve Student’s-t testleri kullanılarak değerlendirildi. Odds oranı (göreli orantı) hesaplandı. Araştırma sürecinde, çocuklarda yaralanmaları ve zehirlenmeleri önlemeye yönelik, Güvenlik Kontrol Listesi hazırlandı. Bu liste, çocuk sağlığı izlem polikliniğinde ve acil servise kaza nedeniyle getirilen çocukların ailelerine danışmanlık verebilmek amacıyla kullanılmaktadır (5).
Bulgular
Çocukların yaş ortalaması 54, 25±36, 36 ay (2-168 ay); 69’u erkek, 31’i kız idi. Yaralanma olgularının %61’ini 1-5 yaş grubundaki çocuklar oluşturmaktaydı. Yaş grupları ile yaralanma arasındaki ilişki anlamlı bulundu (p<0,001). Grup 1’de yaralanan çocukların %47’si ilk çocuk idi. Düşme, en sık görülen yaralanma nedeni idi (%42); trafik kazaları ikinci sırada (%28), yanık (%24) üçüncü sırada yer alıyordu. Erkek çocuklarda ve beş yaş üzerinde tüm çocuklarda trafik kazaları ilk sırada idi. Yaralanma tipi ile cinsiyet ilişkisi anlamlı bulundu (p< 0,05). Grup 1 olgularının %29’u daha önce kazaya uğramıştı. Grup 1 ve Grup 2 arasında anne-babaların kaza geçirme sıklığında istatiksel olarak farklılık saptanmadı. Anne-babaların yaşlarının küçük (p<0,001), eğitim düzeylerinin düşük olması (anne için p<0,05; baba için p<0,001), geniş ailede yaşamak (p<0,05), ilk çocuk olmak (p<0,01), sağlık güvencesinin olmayışı (p<0,001) yaralanmaya yol açan başlıca risk etkenleri olarak belirlendi. Tablo 1’de, her iki grupta ailelerin, yaralanma riski taşıyan durumlara ilişkin sorulara verdikleri yanıtlar yer almaktadır. Annenin çocuğa tek başına bakıp bakmadığı, pencerelerde koruyucu parmaklık bulunup bulunmadığı, çocuk kaza geçirdiğinde sağlık kuruluşuna gidilip gidilmediği sorularına verdikleri yanıtlar dışında diğer sorulara verilen yanıtlar arasındaki farklar anlamlı bulundu (p değerleri 0,05 ya da 0,001’den küçük). Kontrol grubunda daha fazla sayıda aile, yaralanmaların önlenmesi konusunda bilgilenmişti (p<0,001, Odds oranı 0,18, %95 GA: 0,08-0,39). Her iki grubun bilgi aldığı kaynaklar Şekil 1’de sunulmuştur. Grup 2’de daha fazla sayıda aile, yaralanmaların önlenebileceği düşüncesini taşıyordu. Grup 1’deki anne-babaların %38’i, Grup 2’dekilerin ise %15’i çocuklarının yaralanmalardan korunamayacağını düşünmekteydiler (Odds oranı 0,29, %95 GA: 0,14-0,60). Grup 1’de bulunan 12 aile yaralanmaların şans/ kader sonucunda geliştiğini düşünmekte idi. Her iki grup arasındaki fark anlamlı bulundu (p<0,001). Ailelerin, yaralanmaların önlenmesi konusundaki inanışları Şekil 2’de gösterilmiştir. Aileler, görüşme sonunda, kazaların önlenebilmesi için güvenlik önlemlerinin alınabilmesi, korunmaya yönelik eğitim, oyuncak, bisiklet, trafik güvenliği konularında öneriler geliştirdiler; görsel ve yazılı gereçlerle bilgilenmek istediler. Ailelerin, çocuklarının yaralanmalardan nasıl korunacağına yönelik önerileri Tablo 2’de yer almıştır. “Yaralanmalardan korunmaya yönelik önerileri olup olmadığıyla” ilgili soruya Grup 1’den 33 aile, Grup 2’den 10 aile “önerimiz yok” yanıtını verdi.
Tartışma
Anneler öncelikli olmak üzere, çocuk bakımından sorumlu bireylerin kaza risklerini bilme, öngörme, algılama düzeyleri, kazalardan korunabilme farkındalıkları, özellikle okul öncesi dönem çocuklarının karşılaşabileceği kaza risklerinin başlıca belirleyicisidir. Bu risk, kırsal, yarı kentsel yerleşim bölgelerinde, sosyoekonomik düzeyin düşük olduğu kalabalık ailelerde artmaktadır (3). Yaralanma için kişisel hazırlayıcı etkenler, gelişimsel gerilik, psikomotor bozukluk, hızlı büyüme, hiperaktivite, psikososyal uyumsuzluk, risk alma, kendine zarar verme eğilimi, koruyucu gereç kullanmada yetersizlik olarak sayılabilir. Şiddet ve denetimsizlik içeren anlayış, kitle ulaşım araçlarının yetersiz ve pahalı oluşu, eğitimin yetersizliği, aile içi psikopatoloji, yaralanma riskini artıran çevresel hazırlayıcı etkenlerdir. Anne-baba yaşının küçük, eğitim düzeyinin düşük olması, evde yaşayan birey sayısının çokluğu, sağlık güvencesinin olmayışı yaralanmaya yol açan ailesel risklerdir (6-8). Araştırmamızda, anne-babaların yaşlarının küçük, eğitim düzeylerinin düşük olması, geniş ailede yaşıyor olmaları, sağlık güvencelerinin olmayışı; çocukların ilk çocuk olmaları yaralanmaya yol açan başlıca risk etkenleri olarak belirlendi (9). Olguların yaklaşık üçte birinin daha önce sağlık kuruluşuna başvurmayı gerektiren kaza geçirmiş oldukları saptandı. Bu durum, ailelerin yaralanma sonrası tutumlarında herhangi bir değişiklik yapmadıklarının göstergesi olabilir. Her iki grupta da anne, baba, kardeş, vb. aile üyelerinin yaklaşık dörtte biri daha önce sağlık kuruluşuna gitmeyi gerektiren kaza geçirdiklerini belirttiler. Bu açıdan gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Anne yaşı küçüldükçe anne ve çocuk sağlığının daha fazla risk altında olduğu bilinmektedir (3,9). Çalışmamızda Grup 1’deki çocukların anne-babaları kontrol grubundakilere göre daha gençti. Anne-babaların yaşları açısından her iki grup arasındaki fark anlamlı idi (p<0,001). Eğitim düzeyleri karşılaştırıldığında her iki grup arasında anlamlı fark saptandı. Eğitim düzeyi arttıkça ailelerin, özellikle annelerin, çocuklarının sağlığını koruma ve geliştirmeye yönelik olumlu davranışları artmaktadır (9-11). Evde yaşayan birey sayısı arttıkça aile büyüklerinin dikkati dağılmakta, stres etkeni artmakta, çocukların yaralanma olasılığı anlamlı ölçüde artmaktadır (3,6-11). Evde yaşayan birey sayısı açısından iki grup arasında anlamlı fark belirlendi (p< 0,05). Sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde kazalardan korunma bilincinin gelişmediği ve buna bağlı olarak yaralanma riskinin arttığını gösteren çalışmalar vardır (3,6,7,10-15). Araştırmamızda, annelerin çalışma durumu açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. Grup 1’de ailelerin %59’unun sağlık güvencesinin olmadığı belirlenirken, kontrol grubunda bu oran %11 idi (p<0,001). Bu durum, sosyoekonomik düzeyin bir göstergesi olmakla birlikte, sağlık güvencesi olan ailelerin sağlık kuruluşlarından daha fazla yararlandıklarını, çocuk sağlığı konusunda daha bilinçli olduklarını düşündürmektedir. Ancak, yapılan bir araştırmada, yaralanma nedeniyle acil servislere başvuran aileler arasında sağlık sigortasının olup olmaması ilişkili bulunmamıştır (16). Her iki grupta ailelerin, yaralanma riski taşıyan durumlara ilişkin sorulara verdikleri yanıtlar karşılaştırıldığında, Grup 1’de ailelerin korunmaya yönelik bilgi ve tutumlarının anlamlı ölçüde yetersiz olduğu gözlendi. Yanıtlar, bu gruptaki çocukların, yabancı cisim aspirasyonu, zehirlenme, yanık, yangın, elektrik kazası, boğulma, trafik kazası, ateşli silahlarla yaralanma açısından anlamlı ölçüde risk altında olduklarını göstermekteydi. Yaralanma nedeniyle getirilen çocukların ailelerinin çoğu (%88) yaralanmalar konusunda bilgi edinmediklerini ifade ederken, kontrol grubunda bu oran daha düşüktü (p<0,001). Kontrol grubunda televizyon, kitap ve diğer yazılı kaynaklar aracılığıyla bilgilenme daha fazlaydı. Bunu okul, sağlık çalışanı ve aile büyükleri izliyordu. Yaralanan çocukların ailelerinin kitap, yazılı basın ve okul aracılığıyla bilgilenme oranları daha düşük bulundu. Kontrol grubunda daha fazla sayıda aile olsa da her iki grupta da sağlık çalışanından bilgi alan pek azdı. Günümüzde, okul öncesi dönemde kazalar ile ilgili eğitim alabilen çocuk sayısı azdır. Anne babaların kazalardan korunma bilgisinin yetersiz olduğunun kanıtlanmasına karşın, sağlık çalışanları, anne-babalara çocuk güvenliği konusunda danışmanlık için pek az zaman ayırmakta ya da zaman ayırmamaktadırlar (1,2,4,8). Yüzyılımızda yaralanmaları, yaralanmalara bağlı ölümleri önleme çabaları “bireyin davranışını değiştirmek” yerine, yaralanmanın oluştuğu çevrenin değiştirilmesine odaklanmıştır. Çocukların merakını, bağımsız hareketini baskılayacak uygulamalar yerine, güvenli bir çevrede yaşamalarını sağlamak, en etkin yaklaşımdır. Tıbbi epidemiyolog William Haddon (17-20) yaralanmaları önleme yöntemlerini geliştirmek üzere önemli katkılarda bulunmuştur. Tehlikenin ortaya çıkmasını önlemek, insanları yer ve zaman açısından tehlikeden uzaklaştırmak, yeterli düzenlemeler yaparak, önlemler alarak bireyleri tehlikeden ayırmak, tehlikenin temel niteliklerini değiştirmek, atılacak adımların başlıcalarıdır (1,21-23). Önleme programları insana, maddeye, araca, çevreye yönelik hazırlanmakta; yapılan çalışmalar ile kaza oluşumu engellenmeye çalışılmaktadır. Yöntemler, eğitim, teknoloji, yasaların oluşturulması ve uygulanması ile parasal kaynakların sağlanmasını hedef almaktadır (24,25). Grup 2’de daha fazla sayıda aile, yaralanmaların önlenebileceği düşüncesini taşıyordu. Grup 1’deki anne-babaların %38’i, Grup 2’dekilerin ise %15’i çocuklarının yaralanmalardan korunamayacağını düşünmekteydiler. Grup 1’de bulunan 12 aile yaralanmaların şans/kader sonucunda geliştiğini düşünmekte idi (p<0,001). Buna karşın, gelişmiş ülkelerde, ailelerin büyük çoğunluğu yaralanmaların önlenebileceği düşüncesini taşırlar (26,27). Yaralanmaların önlenemeyeceği düşüncesi yaralanma kontrolünde en önemli engeli oluşturmaktadır. Yaralanmaların şans eseri olmadığı, bilinen risk etkenleri ile öngörülebileceği ve önlenebileceği bilincinin bireylere eğitim yoluyla kazandırılması gerekmekte, bu konuda sağlık çalışanlarına önemli sorumluluklar düşmektedir (8). Ailelerin, çocuklarının yaralanmalardan nasıl korunacağına yönelik önerileri karşılaştırıldığında, kontrol grubunda, önerilerin başında, ev kazalarını önlemeye yönelik önlemler alınması, ailelerin ve çocukların bu konuda eğitilmeleri gerektiği yer alırken yaralanan çocukların aileleri, anne-babaların daha dikkatli ve ilgili olmaları gerektiğini, ev kazalarını önleme konusunda ailelerin ve çocukların eğitilmesini önerdiler. Bu gruptakiler ayrıca, çocukların yalnız bırakılmamaları ve sürücülerin trafik kurallarına uymaları gerektiğini belirttiler. Çocuk hekimleri tarafından yapılan eğitim çabalarının, özellikle diğer önleme yöntemleri ile birleştirildiğinde yaralanmaların önlenmesinde fark yarattığı ileri sürülmektedir (1-2,4,6-8,28-33). Etkin danışmanlık zaman almamaktadır. Yapılan çalışmalarda bireysel danışmanlık için yaklaşık üç-dört dakikanın yeterli olduğu gösterilmiştir. Hekimler, anne-babalar danışmanlığa uyum göstermektedirler. Hekimle yüz yüze etkileşim önemli bir öğedir. İletilerin zaman içinde güçlendirilmesi danışmanlığın etkinliğini artırır. Tek tek girişimler, karmaşık, çok sayıda girişimden daha etkin olabilir (1,2,4,17,30,36). Güvenlik araçlarının bedelini azaltacak önlemler de uyumu artırabilir (2). Ek 1’de, yaralanmaların ve zehirlenmelerin önlenmesi için önerilen yaşa göre güvenlik danışmanlığı yapılacak durumlar yer almaktadır (1,8,34). Ek 2’de ülkemizde mevcut zehir danışma merkezlerinin iletişim bilgileri yer almaktadır. Klinikte sunulan bireysel düzeyde girişimlerin, motorlu taşıtlarda güvenlik koltuğu ve kemer kullanımı; duman alarmı bulundurulması; banyo suyu sıcaklığının güvenli sınırlarda olması gibi bazı güvenlik uygulamalarını artırmada başarılı olabileceği gösterilmiştir. Gelişmiş ülkelerde, güvenliğe ilişkin bazı yasal düzenlemelerden sonra, yaralanmalarda önemli ölçüde azalma kaydedilmiştir. Güvenli paketlemelerin, aleve dayanıklı çocuk pijamalarının üretimi ve kullanımı, çocuk yolcuların güvenliği konusunda yasalar, kapalı yerlere duman algılıyıcıların yerleştirilmesi, havuz çevresine engellerin yapılması, merkezi su sıcaklığının ayarlanması, pencerelerin ve merdivenlerin güvenliği konusunda yapılan düzenlemeler bu alanda yapılanlara başlıca örneklerdir (2,6,7,24,27-29,35). Dünya Sağlık Örgütü’nün, “Güvenli Toplumlar ” örneğinin, tüm toplumlarda, yaralanmaları azaltmada etkili olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Günümüzde İsveç, Norveç yaralanma sıklığında önemli ölçüde azalma sağlamıştır. Bu ülkeleri Avustralya, Yeni Zelanda izlemektedir (36,38). Çocukluk çağında yaralanmalar tüm ülkelerde bir halk sağlığı sorunudur. Yaralanmaları önlemenin en iyi yolu kazalarla ilgili riskleri belirleyen çalışmalar yaparak çevre ve aileye ilişkin etkenlerin zararlarını giderici eğitim yöntemleri geliştirmek, güvenli çevre düzenlemesini sağlamaya katkıda bulunmaktır. Sağlık kuruluşlarında yaralanma kontrolü ile ilgili temel eğitim ve danışmanlık, korunmayı sağlayan en önemli etkendir. Bu programlar, kazaların sıklığını azaltacaktır. Ancak, yaralanmayı önlemek üzere “ çocuğun korunması ”nı amaçlayan, çok daha “özgün yaptırımlar ”a gereksinim vardır. Sorun, çocuğun ihmali, zaman zaman da çocuk istismarı kapsamı içindedir (8,38-40). Öneriler 1. Anne-babalar, çocuk bakımından sorumlu bireyler, çocukların yaşlara göre gereksinimleri, çocuk bakımı ve eğitimi konularında eğitilmeli, risk algılama düzeylerinin artırılması amacıyla bilinçlenmeleri sağlanmalıdır. Çocukların düzenli izlenmeleri ile, çocuk ve aile sağlığına bütüncül yaklaşımla bu amaca ulaşılabilir. 2. Sağlık çalışanları, çocuk güvenliği konusunda bireysel danışmanlığa zaman ayırmalıdırlar. Çocuğu izleyen hekim, hemşire, sağlık kontrolü sırasında, annenin kazalardan korunma bilincini güvenliğe ait sorularla sorgulamalı, riskli durumlardan kaçınmayı sağlayacak gerekli bilgileri ve danışmanlığı sunabilmelidir. Danışmanlık, yazılı eğitim gereçleri ile desteklenebilir. 3. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları, çocuk sağlığından, eğitiminden sorumlu bireyler yazarak, telefon ile, güvenliği denetleyerek, güvenlik önlemlerinin yararlarını sınayıp kanıtlayarak yasa düzenleyenlerin yaralanma kontrolü konusunda farkındalığını artırabilirler; yeni yasal uygulamaları başlatabilirler. Piyasadaki tehlikelere dikkat çekebilir, kurallar konusunda gerekli düzenlemeleri sağlayabilirler. 4. Türkiye’ye özgü verilere dayanan, özgün ve kapsamlı, ulusal yaralanma kontrolü programları oluşturulup uygulanmalıdır. İlgili toplum kuruluşları bir araya getirilerek, yüksek düzeyde tartışmaların sonucunda belirlenecek bir ulusal strateji ya da hareket planı yapılandırılmalıdır. Ulusal, yerel etkinlikler düzenlenmeli, bu çalışmalarla yeni yasal düzenlemelerin oluşturulması için baskı unsuru oluşturulmalıdır. 5. Yazılı ve görsel basının ilgisi konuya çekilmeli, basın aracılığıyla sorunlar ve çözüm önerileri topluma yansıtılmalıdır. Çocuklarımızın geleceği, çocukluk çağının istemsiz yaralanmaları ile yakından ilişkilidir. Kazaya uğramamak, yaralanmamak, her çocuk için bir haktır.
Yazışma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Serpil Uğur Baysal, İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü, Turgut Özal Cad. Çapa, İstanbul, Türkiye Tel.: 0212 525 25 15 Faks: 0212 691 39 97 E-posta: subaysal@istanbul.edu.tr Geliş Tarihi/Received: 14.07.2008 Kabul Tarihi/Accepted: 19.11.2008
Kaynaklar
1. Borowsky IW. Injury Prevention. In: Berkowitz CD (ed). Pediatrics: A Primary Care Approach. 2nd edition, Philadelphia: W.B. Saunders Company, 2000: 99-102. 2. Macarthur C, DiGuiseppi C, Roberts I, Rivara FP. Injury prevention and control. In: Moyer V, Elliot EJ, Davis RL (eds). Evidence Based Pediatrics and Child Health. 1st edition. London: BMJ Books, 2000: 132-40. 3. Uğur Baysal S, Şahin S. Risk assessment for poisonings in children below the age of six. Toxicology Letters 2001;123: 97-8. 4. Kelly B. Sein C, McCarthy PL. Safety education in a pediatric primary care setting. Pediatrics 1987; 79: 818-24. 5. Çocuk güvenliği, güvenlik kontrol listesi (Düzenleyenler: Uğur Baysal S, Yıldırım F, Bulut A). İstanbul: İstanbul Tıp Fakültesi Basımevi, 2005. 6. Rivara FP, Grossman D. Injury control. In: Kliegman RM, Behrman RE, Jenson HB, Stanton BF (eds). Nelson Textbook of Pediatrics.18.ed. Philadelphia: Saunders-Elsevier, 2007: 366-75. 7. Hoover Wilson M, Levin-Goodman R. Injury prevention and control. In: McMillan JA, Feigin RD, DeAngelis CD, Jones MD (eds). Oski’s Pediatrics. 4. ed. Philadelphia: LW&W, 2006: 134-46. 8. Uğur Baysal S. Çocuk güvenliği: Yaralanmaların ve zehirlenmelerin kontrolü. İçinde: Cantez T, Eker Ömeroğlu R, Uğur Baysal S, Oğuz F (yazarlar). Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları. 1. baskı. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 2003: 58-72. 9. Çelik İnanç D, Uğur Baysal S, Coşgun L.Taviloğlu K, Ünüvar E. Çocukluk çağı yaralanmalarında hazırlayıcı nedenler. Türk Ped Arş 2008; 43: 84-8. 10. Demirkaya Kaynar N, Yıldız S. Çocuklardaki travmatik kazalar ile aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki. 24. Pediatri Günleri ve 4. Pediatri Hemşireliği Günleri Program ve Özet Kitabı. İstanbul, 2002: 38. 11. Postacı F. Çocukluk çağı kazaları. Yüksek Lisans Tezi.T.C. İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü. İstanbul,1992. 12. Conk Z. Çocuklarda görülen yanık türleri, yapılan ilk uygulamaların belirlenmesi ve yanığı etkileyen sosyo-demografik etmenlerin incelenmesi. T.C. Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu. İzmir, 1992. 13. Faelker T, Pickett W, Brison RJ. Socioeconomic differences in childhood injury: a population epidemiologic study in Ontario, Canada. Inj Prev 2000; 6: 203-8. 14. Engström K, Diderichsen F, Laflamme L. Socioeconomic differences in injury risks in childhood and adolescence: a nation-wide study of intentional and unintentional injuries in Sweden. Inj Prev 2002; 8: 137-42. 15. Ni H, Barnes P, Hardy AM. Recreational injury and its relation to socioeconomic status among school aged children in the US. Inj Prev 2002; 8: 60-5. 16. Simon TD, Bublitz Emsermann C, Dickinson LM, Hambidge SJ. Lower rates of emergency department injury visits among Latino children in the USA: no association with health insurance. Injury Prev 2006; 12: 248-52. 17. Evans SA, Kohli HS. Socioeconomic status and the prevention of child home injuries: a survey of parents of preschool children. Inj Prev 1997; 3: 29-34. 18. Haddon W. Advances in the epidemiology of ınjuries as a basis for public policy. Public Health Reports 1980; 95: 411-21. 19. Runyan, CW. Using the haddon matrix: Introducing the third dimension. Injury prevention 1998; 4: 302-7. 20. Runyan CW. Introduction: Back to the future-revisiting Haddon’s conceptualization of ınjury epidemiology and prevention. Epidemiol Rev 2003; 25: 60-4. 21. Uğur Baysal S. Yaralanma Kontrolü ( Ya da Haddon Matriksi ). Klinik Çocuk Forumu Dergisi 2004; 4: 55-61. 22. Birinci A. 0-6 yaş grubu çocukların ev ve yakın çevresinde kazalardan korunabilmesi için yapılacak mekan tasarımı ve fiziksel ortam düzenlemeleri ile alınacak önlemler üzerine bir çalışma. Yüksek Lisans Tezi. Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. Kocaeli, 2005. 23. Uğur Baysal S, Birinci A. Çocukluk çağında kazalar ve yaralanma kontrolü. Türkiye Klinikleri, Pediatrik Bilimler, Sosyal Pediatri Özel Sayısı 2006; 2: 64-78. 24. Gür ŞÖ, Zorlu T. Çocuk mekanları. İstanbul: YEM Yayınları, 2002. 25. Warda LJ. Injury prevention: Effectiveness of primary care interventions. In: Feldman W (ed). Evidence Based Pediatrics. Hamilton: B.C.Decker Inc, 2000: 267-81. 26. Knoppy JF. Injury prevention and control in a system of pediatric emergency care. In: Seidel JS, Knoppy JF (eds). Childhood emergencies in the office, hospital and community (organizing systems of care). 2nd ed. Illinois: AAP, 2000: 325-34. 27. Hooper R, Coggan CA, Adams B. Injury prevention attitudes and awareness in New Zealand. Inj Prev 2003; 9: 42-7. 28. Brewin M, Peters T. An investigation of child restraint/seatbelt useage in motor vehicles by Maori in Northland New Zealand. Inj Prev 2003; 9: 85-6. 29. Cohen LR, Runyan CW. Pediatric injury prevention counseling priorities. Pediatrics 1997; 5: 704-10. 30. Clamp M, Kendrick D. A randomised controlled trial of general practitioner safety advice for families with children under 5 years. BMJ 1998; 316: 1576-9. 31. Dede Çınar N. “0-6 yaş çocuklarda annenin ev kazalarına yönelik güvenlik önlemlerini tanılama ölçeği”nin geliştirilmesi ve çocuktaki kazaları önlemede annelere verilen eğitimin etkisi. Doktora Tezi. T.C. İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı, İstanbul, 1999. 32. Dede Çınar N. 0-6 yaş grubu çocukların ev kazalarından korunmasında ailenin rolü. Klinik Çocuk Forumu Dergisi 2004; 4:62- 6. 33. Neyzi O, Bulut A (Düzenleyenler). Çocuk Güvenliği, kaza ve yaralanmalar. İçinde: ‘Evde çocuk bakımı’. Çocuk Sağlığı Derneği. İstanbul, 2007: 247-58. 34. Ulukol B. Güvenlik danışmanlığı nasıl yapılmalı? Klinik Çocuk Forumu Dergisi 2004; 4: 67-72. 35. American Academy of Pediatrics. TIPP: the injury prevention program. A guide to safety counseling in office practice. Age-related safety sheets. Accessed October 9, 2006, at: http://www. aap.org/family/tippmain.htm 36. The Cochrane Library, www.thecochranelibrary.com, Issue 4, October 2007. 37. Vincenten J. European Child Safety Aliance, Action Plan 2001 to 2003. Amsterdam: ECOSA, 2001. 38. Lindqvist K,Timpka T, Schelp L, Risto O. Evaluation of a child safety program based on the WHO safe community model. Injury Prevention 2002; 8: 23-6. 39. Uğur Baysal S. Tıbbi İhmal. İçinde: Polat O (yazar). Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı 1, Tanımlar. İstanbul: Seçkin Yayıncılık, 2006, 265-73. 40. Sminkey L. World report on child injury prevention. WHO Update. Inj Prev 2008; 14:69.
İnternet Kaynakları
http://www.cocukguvenligi.org/guvenlik.html. www. savealife.org/safety/childproofing-your_home.htm. www.aap.org/mrt/ciaccidents.htm. www.annecocuk.com/eski/safety/guvenlik2htm. www.babysafe.com/tips.htm. www.cocuksagligi.com/evkazalari/evkazalari.html. www.evkazalari.com www.injuryfree.org www.unicef.org-injury_prevention www.kidssafe-t.com http://iafcs.com www.cocukguvenlik.com.tr |